sarılan çocuk

“Aile hayatı, duygusal öğrenme için ilk okulumuzdur, ”diyor Duygusal Zeka’nın (Emotional Intelligence) yazarı Daniel Goleman.

Aile hayatı boyunca kendimiz hakkında nasıl hissedeceğimizi ve başkalarının bizim duygularımıza nasıl tepki vereceğini; bu duyguları nasıl düşüneceğimizi ve ne tür seçeneklerimiz olduğunu; umutlarımızın ve korkularımızın farkına varıp bunları nasıl ifade edebileceğimizi öğreniyoruz. 

Bu öğrenme, sadece ebeveynlerin söyledikleri ve yaptıkları ile değil; yetişkinlerin birbirlerine karşı olan davranışlarını görerek de gerçekleşiyor. Kendi ilişkilerinde duygusal olarak yetkin olan ebeveynlerin, çocuklarının karşılaştığı duygusal zorluklar sırasında onlara yardım etme kabiliyetleri daha fazla oluyor. 


Çocukların ebeveynlerinden öğrendikleri duygusal öğrenmeler daha etkili, güçlü ve uzun ömürlüdür. 

Ebeveynler, çocuklarının duygularını görmezden geldiğinde çocuklar duygularının önemsiz olduğuna inanmaya başlarlar. Ebeveynler, çocuklarını duygularını gösterdikleri için tehdit eder ya da onlara ceza verirlerse çocuklar duyguların içlerinde tutulması gereken tehlikeli şeyler olduğunu öğrenir ve bu ilerde ortaya çıkabilecek depresyona veya sürekli öfkeye bir davet olabilir.

Eğer ebeveynler sinirli ve yıkıcı davranışlar gösteren çocuklarına duygularını ifade etmenin farklı yollarını göstermez ve rehberlik etmezse çocuklar istediklerini elde etmek için öfke nöbeti geçirmenin ya da saldırgan tavırlar göstermenin kabul edilebilir bir davranış olduğunu düşünür. 

Çocuklarınızın duygusal koçu olun.

Ebeveyn ilişkileri ve ebeveynlerin çocuklarıyla etkileşimleri üzerine yapılan bir araştırma, çocukların duygusal olarak yetkin bir şekilde büyümesine yardım edecek farklı bir iletişim tarzı daha olduğunu gösterdi. Araştırmacı John Gottman, bu yolu bir duygu koçu olmak olarak ifade ediyor. 

Bu, örneğin çocukları bir tartışma yaşadığında ya da hayal kırıklığına uğradığında hissedebilecekleri türden zor ya da can acıtıcı duyguların gerçek doğasını araştırmak, kaynağını anlamak ve bu duygular üzerine yapıcı bir şekilde çalışmak için ebeveynlerin bu duyguları bir fırsat olarak değerlendirmesi demektir. 

Araştırmalar erken yaşta çocukların sosyal duygusal becerilerinin desteklenmesinin sağlıkları için büyük fark yarattığını vurguluyor.

Ebeveynler çocuklarını duygularını sadece davranışları ile dışa vurmak yerine “üzgün hissediyorum”, “bu beni sinirlendirdi” gibi duygu cümleleri kullanarak ifade etmeleri için teşvik edebilir. Araştırmaların birçoğu erken yaşta çocukların sosyal duygusal becerilerinin desteklenmesinin sağlıkları ve iyi olma halleri için büyük fark yarattığını vurguluyor.

Çocukların sosyal duygusal işlevleri ve davranışları 8 yaş civarında istikrarlı hale gelmeye başlar. Çalışmalar aynı zamanda bu işlevlerin ve davranışların, çocukların ileriki hayatlarındaki davranışlarının ve ruh sağlıklarının tahmin edilmesini kolaylaştırdığını gösteriyor. Başka bir deyişle, okul öncesi veya ilkokul dönemlerinde duygularını yapıcı bir şekilde ifade etmeyi öğrenen, şefkatli ve saygılı ilişkiler içinde bulunan çocukların büyüdüklerinde depresyon, şiddet, ciddi akıl sağlığı sorunları gibi problemlerle karşılaşma olasılıkları çok daha düşük oluyor. 

KAYNAK: CASEL (Collaborative for Academic, Social,and Emotional Learning) Ideas and Tools for Working with Parents and Families.


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir